KALP GAZETESİ (WOTJU) World Turkish Journalist Union Üyesidir.
Web sitemizde yer alan haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.
1 Nisan, pek çok kültürde şaka ve eğlencenin sembolü olarak kutlanırken, tarihin derinliklerinde saklı acı bir hikâyeyi de barındırır. Bu hikâye, 15. yüzyılın sonlarında, Endülüs’ün son kalesi Granada’nın düşüşüyle başlar.
Granada’nın Son Direnişi;
Endülüs’ün son kalesi Granada, yıllardır süren Haçlı seferlerine karşı dimdik ayakta duruyordu.
Müslümanların son umudu olan bu kale, zorlu kış şartlarına rağmen kahramanca savunuluyordu.
Ancak Haçlı ordusu, kaleyi ele geçirmek için her yolu deniyordu.
1482 yılında başlayan Granada Savaşı, 1492’de sona erdi.
Bu savaş, Müslümanların Endülüs’teki hakimiyetinin sonunu getirdi.
2 Ocak 1492’de Granada Emiri 12. Muhammed, şehri Castilla Krallığı’na teslim etti.
Yıllarca süren direnişin ardından, Müslümanlar için artık umut kalmamıştı.
Kuşatmanın uzaması ve kışın zorlu şartları, Haçlı ordusu komutanını farklı bir taktik uygulamaya itti. 31 Mart gecesi, elinde Kur’an ve İncil ile kalenin önüne gelen komutan, Müslümanlara şöyle seslendi: “Bu kutsal kitaplar üzerine yemin ederim ki, eğer kaleyi teslim ederseniz, bu gece size hiçbir zarar gelmeyecek.” Umutla kaleyi teslim eden Müslümanlar, ertesi sabah büyük bir ihanetle karşılaştılar.
1 Nisan sabahı, Haçlı ordusu komutanı verdiği sözü unutarak, tüm Müslümanların katledilmesi emrini verdi. “Benim sözüm dün gece içindi, bugün için size bir sözüm yok” diyerek, binlerce Müslümanın kanı döküldü.
1 Nisan deyince akıllara önce hile ve ihanet gecesi;” 31 Mart gecesi, bir elinde Kur’an, diğer elinde İncil ile kalenin önüne gelen komutan, Müslümanlara şöyle seslendi: “Bu kutsal kitaplar üzerine yemin ederim ki, eğer kaleyi teslim ederseniz, bu gece size hiçbir zarar gelmeyecek.” ” sözleri akla gelmelidir.
Güvenin Bedeli: Katliam ve uzun süren müzakerelerin ardından, canlarını kurtarmak umuduyla Müslümanlar kaleyi teslim ettiler. Ancak ertesi sabah, 1 Nisan’da, Haçlı ordusu komutanı verdiği sözü unutarak, tüm Müslümanların katledilmesi emrini verdi.
Şaşkınlık ve dehşet içinde kalan Müslümanlar, “Yemin etmiştiniz, bize söz vermiştiniz!” diye feryat ettiler.
Ancak komutanın cevabı acımasızdı: “Benim sözüm dün gece içindi, bugün için size bir sözüm yok.”
Hile Günü’nün Acı Hatırası İşte o gün, binlerce Müslümanın hunharca katledildiği 1 Nisan, Hristiyanlar arasında “Hile Günü” olarak anılmaya başlandı.
Ancak zamanla bu acı hatıra unutuldu ve 1 Nisan, masum şakaların yapıldığı bir güne dönüştü.
Bugün, 1 Nisan’da yapılan şakaların ardında, tarihin unuttuğu bir katliamın izleri yatıyor.
Bu nedenle, bu günü kutlarken, tarihin acı sayfalarını da hatırlamak ve bu tür olayların bir daha yaşanmaması için çaba göstermek önemlidir. Geleçeğe sağlam adımlar atmaya bilmeliyiz….
Araştırmacılar bu tarih üzerinde uzlaşmış durumda. Granada Emiri 12. Muhammed, 2 Ocak 1492’de şehri Castilla Krallığına teslim ediyor. 10 yıl süren bu savaşın ardından bölgede herhangi bir Müslüman hakimiyetinden söz etmek mümkün değil.
31 Mart 1492’de duyurulan Elhamra Kararnamesi’yle Yahudilerin sınır dışı edilmesi kararı alınırken İspanya’yı terk etmek zorunda kalan Yahudilerin bir kısmı o dönem Osmanlı İmparatorluğu’nun çeşitli bölgelerine yerleşiyor ve Seferad Yahudileri olarak anılmaya başlanıyorlar.
Endülüs’te geride kalan son Müslümanlar ise 9 Nisan 1609’da yayınlanan bir kararla sürgün ediliyorlar…
Bu olaylar, tarihin acı birer parçası olarak hafızalarımızda yer etmelidir. Geleceğe daha bilinçli ve sağlam adımlarla ilerlemek için, geçmişten ders çıkarmak ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için çaba göstermek hepimizin sorumluluğudur.