DOLAR 37,9646 % -0.03
EURO 41,2577 % 0.38
STERLIN 49,4831 % 0.49
FRANG 43,0731 % 0.21
ALTIN 3.820,36 % 0,55
BITCOIN 85.435,66 0.538

BİRBİRİMİZİN YURDU MU KURDU MUYUZ?

Yayınlanma Tarihi : Google News
0

Ne zaman ki kadın haklarını savunur olduk hemen “Erkek düşmanı mısınız?” diye çıkışanlar oluyor. Elbette ki düşmanımız erkekler değil. Ama ortada kadınları da sürekli ötekileştiren bir sistem var.

Bu sistemi harlayanlar arasında ne yazık ki kadınlar da var. Biz kadınlar olarak çoğunlukla birbirimize destek veremiyoruz.

Ne kadar itiraz etsek de durum bu. Önce herkes içindeki bu zihniyetle savaşmalıdır. Sonrasında kadın erkek hep birlikte erk sistemle mücadele edebilir.

Erkek çocuk anneleri erkek çocuklarını neden ilahlaştırır. Özel ilgi gösterip ellerini ayaklarını öperek büyütürken aynı anne kız çocuğunu neden hırpalayarak büyütür.

Çoğunlukla evliliklerde ilgi görmek isteyen taraf hep kadındır. Ne tuhaftır ki erkek de ilgi bekler.

İki taraf birlikte hep aynı şeyi bekler…

İlgi!

Kız çocukları genelde ilgiye aç bırakılmıştır. Bu nedenle de ister ki annesinin esirgediği ilgiyi evliliğinde fazlaca yaşayabilsin.

Doğal olarak hep el bebek gül bebek büyütülen erkek çocuklar da annelerinden gördükleri ilginin sürekliliğini bekler.

Devamlı pohpohlanmak, şımartılmak ve hep takdir edilmektir bekledikleri…

İsterler ki anneleri gibi kendisi istemeden arzuladığı her şeyi yapan, onu sarıp sarmalayan, anne gibi bir kadın etraflarında hep pervane olsun.

Hep ötelenen kız çocukları da artık nihayet ilgi odağı olmayı bekler.

Evlilik ve sevda kavramları da ilgiye susamış insanların yüreğinde can çekişir durur.

Çocuk yetiştirdiğinde adil olamayan kadın sonunda kendisi için adalet ister.

Etrafımızda çok severek evlenenlerin evlilikleri neden hızla çatırdar.

O çok büyük aşk yaşayan kişilerin aşkı neden uzun sürmez?

Artık kendimize de bir ayna tutsak mı?

Nalan çok genç yaşta ailesinin itirazlarına rağmen çok sevdiği insanla evlenmişti. Her şey çok güzeldi, günler ayları, aylar yılları kovalıyordu. Nalan çok istemesine rağmen çocuk sahibi olamadı. Bu durum çiftçi arasına soğukluk girmesine neden oldu. Nalan bir gün yine rutin kontrole gitti. Çocuk sahibi olabilmek için her yolu deniyor, tedaviler oluyordu. Bir süre sonra testlerden meme kanseri olduğunu öğrendi. Nalan için mücadele dolu günler kapıdaydı. Ameliyat oldu. Kısa süre içinde kocası ayrılmak istediğini söyledi. Oysa ne çok seviyorlardı birbirlerini.

Nalan çalışmıyordu. Ameliyattan sonraki süreç çok yıpratıcı geçti. Ailesi istemedikleri bir evlilik yaptığı için Nalan’a tüm kapıları kapamıştı.

Bir süre kız kardeşinin evinde kaldı. Ama o da artık rahatsızlığını davranış ve sözlerle belli etmekten sakınmıyordu. Bunun üzerine Nalan belediye konuk evine yerleşti. Hayatını sorguluyordu. Evlenirken ailesini karşısına almıştı ama bugün evlendiği adam onu en ihtiyacı olduğu zamanda terk etmişti. Kardeşi de aynı şekilde yapayalnız bırakmıştı onu. Bir bilinmezin içinde sağa sola savruluyor ve yaşamak istemiyordu artık.

Bir gün doktoruna artık tedaviye devam etmek istemediğini söyledi. Esra doktor çok üzüldü ama Nalan’ı bir türlü ikna edemiyordu. Son defa onunla bir yere gitmek istediğini söyledi. Nalan’ı alıp ressam arkadaşı Serap’ın resim atölyesine götürdü. Önce sarıldı ve sonra gözlerinin içine bakarak bir süre bu atölyeye devam etmesini istediğini söyledi. Nalan bir hafta boyunca atölyeye geldi ama hiç resim yapamıyordu. Bir gün sinirleri boşaldı ve atölyeyi darmadağın hale getirdi. Yeteneği olmadığını, zaten kendisinin hiçbir işe yaramadığını, hiç kimsenin onu istemediğini ağlayarak haykırdı.

Serap bunların geçici bir süreç olduğunu, kendi başına her şeyin üstesinden gelebileceğini ısrarla dile getirdi ve sakinleştirmeye çalıştı.

Ressam Serap ve doktor Esra’nın yardımlarıyla Nalan toparlandı. Durumu iyiye gidiyordu ve bu yüzden artık belediye misafirhanesinden ayrılması gerekiyordu. Şimdi yine Nalan kara kara düşünmeye başladı. Ne yapacaktı, nereye gidecekti. İşi yoktu, evi yoktu, ailesi de yüz çevirmişti. Hâlbuki her şey yoluna girmeye başlamıştı. Nalan artık resim yaparken çok mutluydu ve resimleri artık çok güzeldi ve herkesin beğenisini topluyordu.

Nalan iki yıl önce kaybettiği teyzesini teyzesi de onu çok severdi. Teyzesinin eşi Ekrem Nalan’ın tüm bu yaşadıklarını görerek konuşmaya karar verdi. Nalan’a kendisinin çok yaşlı olduğunu, maddi durumunun çok iyi olduğunu, Nalan’a yardım etmek istediğini söyledi. Ardından da Nalan ile anlaşmalı evlenmek istediğini, bu yaşlılık zamanında birbirlerine destek olurlarsa yaşamın daha da kolaylaşacağını söylerken, Nalan’ın tedavisine devam edebilmesi için maddi destek vereceğini, evini açacağını, resim yapmaya daha kolay devam edebileceğini de ekledi. Evlendiler. Nalan resmi epey ilerletti. Öyle ki yurt için de ardı ardına sergiler açtı. Ressam hocası Serap’ın da desteğiyle uluslararası bir sergi de açtı.

Evet Nalan…

İstenmeyen bir evlilik yapan kızımızı kendi kaderine mi bırakmalıyız?

Oğlumuza gösterdiğimiz özeni neden kızımıza gösteremiyoruz?

Hastalık da bile arkamızı dönecek kadar neden birbirimizi dışlıyoruz?

Aile hangi koşulda ailedir?

Aile kavramı çok mu gereklidir?

Birbirini hiç tanımayan insanlar kız kardeş olabilir mi?

İnsanlar hayata nasıl tutunabilir?

Meslek sahibi olmadan sadece kocaya dayanarak yaşanılmalı mıdır?

Bireysel özgürlük nedir?

Düşenin elini tutmak zor mudur?

Ressam Serap atölyesini dağıtan birine karşı anlayışlı olmak zorunda mıdır?

Ressam Serap sanatını insan ruhuna yansıtarak insanlığa ders vermiş midir?

Nalan’ın ablası Ayla sadece iyi günde mi abla olacaktır?

Doktor Esra’yı sayısız Nalanların hepsine kol kanat gerecek kadar güçlü yapan nedir?

İstemediği evliliği yapan, meslek sahibi olmayan Nalan’ı dışlamak anne ve baba olmaya, aile olmaya yeterli midir?

Hem ezilen, dökülen olup hem birbirimizle anlaşamayıp, destek olmamak, birbirimize omuz vermemek…

Bunu hiç anlamadım, hiç anlamayacağım.

Birbirimizin yurdu mu kurdu muyuz?

Y ile K arasında kaldık!

Birbirimizin yurdu olmak mı kolay?

Birbirimizin kurdu olmak mı kolay?

https://bianet.org/yazi/kadinlar-birbirinin-yurdudur-304348

 

 

YORUM YAP